YORUM | Santrfor bilmecesi: Muhteşem mi, kusursuz mu?


YORUM | Enes Koca @eneskocaa


Tüm iş kollarını hesaba katıp, ülkedeki en zor meslek gruplarını sıraladığımızda herhalde Fenerbahçe santrforluğu listenin başını çeker. Bu pozisyonu almak kolay değil, kaybetmemekse almaktan daha zor. Görevlerini layıkıyla yerine getirenler kamuoyu tarafından pamuklara sarılıp, kariyerlerini bir üst basamağa taşırken, sınıfta kalanların yolu yokuş aşağı iniyor.

Bu cümleleri okuduktan sonra Mourinhovari bir yakarışla söylediklerime karşı çıkanlar olacaktır elbet, fakat burada eşine az rastlanan bir durum var. Söz konusu alımda işveren sadece iş vermekle kalmıyor, üzerindeki baskının bir bölümünü de yeni çalışanına yüklüyor. Baskıyı göğsünde yumuşatabilenler yukarıdaki gruplardan ilkine dahil olurken, taşıyamayanlar freni patlatıyor.

İşverenin üzerindeki baskının bu yıl normalin üzerinde olduğu göz önüne alınırsa pozisyonun zorluk derecesi de doğal olarak artmış durumda. Fiili sportif direktör Emre Belözoğlu’nun Tümer Metin’e iki santrfor birden alınacağını söylemesi işverenin de bunun bilinince olduğunu gösteriyor. Tabii bu tercihin ana sebebi baskıyı paylaştırmak değil. Sebeplerden biri mutlaka ama en önemlisi değil.

Erol Bulut’un hazırlık maçlarındaki denemelerine ve bu süreçte söylediklerine bakılırsa asıl amacın çeşitlilik yaratmak olduğu rahatlıkla söylenebilir zira hoca geçtiğimiz sezon Ersun Yanal’ın düştüğü hataya düşmek istemiyor.

Geride bıraktığımız sezonda Ersun Yanal’ın yaşadığı hayal kırıklığının gerek saha içinde, gerekse saha dışında birçok sebebi vardı. Sahaya, hocanın sorumluluğundaki alana bakarsak, buradaki en büyük problem B ve C planlarının eksikliğiydi. Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’sinin topu çabuk kazanmaya ve dolayısıyla ön alanda yapılan şiddetli prese dayalı iyi bir A planı vardı. Kadro müsait olduğunda bu plan iyi de uygulanıyordu. Örneğin Fenerbahçe’nin Kadıköy’de şampiyon Başakşehir’e karşı oynadığı oyun sezonun en iyilerindendi. Fakat yüksek efor üzerine inşa edilen bu oyun pek tabii beraberinde sakatlıkları da getirecekti. Fenerbahçe’nin kadro derinliği bu planı 34 hafta uygulayabilecek düzeyde değildi. Nitekim devre arasında gerçekleştirilemeyen transferler ve haftalar ilerledikçe artan sakatlıklar planın aksamasına ve Fenerbahçe’nin zirveden uzaklaşmasına neden oldu.

Erol Bulut bunu iyi okumuş olacak ki Fenerbahçe’ye cepleri dolu gelmiş. Genç hoca daha Topuk Yaylası’ndaki ilk hazırlık maçında Karagümrük karşısına 3-5-2 sistemiyle çıktı. İleri uçta Thiam’la Rodrigues’i beraber kullanan Erol Bulut kafasındaki hücumcu profillerinin ipuçlarını da vermişti. Thiam’ı ceza sahası çevresinde stoperleri meşgul edecek şekilde daha statik -duruk- kullanan Bulut, Rodrigues’i kanatlara koşular atacak şekilde görevlendirmiş, golü de Rodrigues’in kenardan getirdiği topta Thiam’ın ceza sahası içerisinde düşürülmesi sonucunda kazanılan penaltıyla bulmuştu. Bulut ikinci hazırlık maçından sonra kendisine ön alan baskısı konusunda yöneltilen soruya ise rakiplerin oyununa göre 1. ya da 2. bölgede baskı yapacaklarını söyleyerek takıma çeşitlilik getireceğini tasdiklemiş ve sonraki hazırlık maçlarında da bu çeşitlilikten kesitler sunmuştu.

Fenerbahce Karagumruk

İstanbul’daki hazırlık maçlarında ve ligin ilk haftasındaki Rize maçında 4-2-3-1 dizilimini tercih eden Bulut bu maçlarda en önde Frey’i kullandı. Frey’in oyunun savunma tarafına yaptığı katkı yani topun kaybedildiği ilk anda uyguladığı baskı ve rakibin savunmadan topla çıktığı bölümlerdeki karşılamaları, kaymaları yerindeydi. Nitekim Mevlüt ayrılırken Frey’in takımda kalmasının arkasında da Frey’in savunma başlangıcındaki çabası ve iyi niyeti yatıyor. Fakat çaba ve iyi niyet Fenerbahçe’nin birinci santrforu olabilmek için yeter şart değil. Fenerbahçe santrforu için top takımının ayağındayken yaptıkları en az oyunun savunma tarafında yaptıkları kadar önemli hatta taraftarlara göre oyunun o tarafı çok daha önemli.

Rize maçında sahaya çıkan 11’i ve oyun planlarını biraz açarsak karşımıza iki şablon çıkıyor. Az önce dizilimin 4-2-3-1 olduğunu söylemiştik. Bu Fenerbahçe’nin savunmada rakibini karşılama düzeniydi. Sarı lacivertliler topa sahipken sahaya 3-4-3 şeklinde yayıldılar. Zaten artık takımlar maçlara bu ezberlenmiş şablonlarla çıkmıyorlar. Bunu kulüplerin sosyal medyada ilk 11 açıklamalarını düz liste şeklinde yapmalarından da okuyabiliriz. Yayıncı kuruluş da iki şablonu birden veremeyeceği için birini seçmek durumunda kalıyor, her neyse konumuza dönelim.

Fenerbahçe topa sahipken Gustavo – Tolga ikilisinden biri ki bu genellikle Tolga oluyordu, Serdar ve Zanka’nın yanına gelerek orayı üçlerken Caner ve Gökhan öne çıkıyordu. Ön taraftan da Ferdi ve Deniz’den biri geriye gelerek Caner, Gustavo ve Gökhan’la beraber 4’lü bir hat oluşturuyor, diğeri ise öne kayarak Thiam ve Frey’le ön üçlüyü oluşturuyordu. Öndeki üçlünün yeterince üretken olmaması o akşam için Fenerbahçe’nin sorunlarından biriydi ve bu sorunun kaynağında ise takım savunmasına yaptığı katkıyla takdiri hak eden Frey yatıyordu.

Frey’in teknik kapasitesinin düşük olması Fenerbahçe’nin hücuma çıkışlarda ön alanda topu uzun süre tutamamasına ve dolayısıyla dönem dönem savunmayla hücum hattı arasındaki mesafenin artmasına yol açtı. Frey aynı zamanda Vedat’ın geçtiğimiz yıl yaptığını yapamayıp, savunmacıları meşgul edemeyince alanlar açılmadı ve Fenerbahçe hücumda tamamen tıkandı.

Michael Frey Fenerbahce Rizespor

Bu noktada Fenerbahçe’nin aradığı ilk santrfor profili de ortaya çıktı. Frey’in daha yumuşak ayaklısı... Fenerbahçe’nin önceliği rakibin ceza sahasında yer kaplayacak, Frey kadar olmasa da takım savunmasına katkı verebilecek, savunmayı orada başlatacak, stoperler sırtındayken topu kullanıp arkadaşlarına servis edebilecek, takım uzun çıkmak zorunda kaldığında hedef olabilecek bir santrfor.

Aranan ikinci oyuncu ise olmazsa olmaz olan ilk santrforun yarattığı boşlukları kullanabilecek bir oyuncu olacak. Topla üretebilecek, dinamik bir oyuncu aranıyor olması muhtemel. Esasen Enner Valencia da bu rolde kullanılabilir fakat Ekvadorlu yıldız fiziksel olarak Erol Bulut’u tatmin etmemiş olacak ki bu arayışa girişilmiş. Ya da hocanın kafasında daha büyük bir plan var.

Şöyle ki Erol Bulut 2011-2012 sezonunda Fatih Terim’i şampiyonluğa götüren, Avrupa’da da Simeone’nin mükemmelleştirdiği 4-4-2 düzenini uygulamayı düşünüyor olabilir. Hocanın elindeki orta saha bu oyuna göz kırpıyor.

Fatih Terim 2011-2012’de orta sahayı Engin Baytar, Selçuk İnan, Felipe Melo ve Emre Çolak gibi merkez özellikli 4 oyuncudan kurmuş, önlerine de Fenerbahçe’nin aradığı ilk profile uyan Elmander’i ve ikinci profile uyan Necati Ateş’i koyarak şampiyonluğa ulaşmıştı.

Erol Bulut da Ozan Tufan, Luiz Gustavo, Jose Sosa ve Mert Hakan Yandaş’la benzer bir 4’lü oluşturup, önlerine transferi muhtemel iki yeni oyuncuyu koyabilir.

Hocanın çeşitliliği işaret ettiği demeçlerinin, hazırlık maçlarındaki denemelerinin ve son olarak Emre Belözoğlu’nun verdiği iki santrfor haberinin kesişim kümesinde bu sistemle karşılaşabilir, Fenerbahçe kadrosunun muhteşemden kusursuza evrilişine şahit olabiliriz.

Son Haberler