YORUM | Büyük maç profesörünün ustalık eseri


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur


Bazen, takımların sahaya çıkan on birleri, nasıl bir maçın bizi beklediğini her zamankinden fazla belli eder. Bu maç da onlardan biriydi.

Sergen Yalçın, cezalı olan Dorukhan Toköz’ün yerine sağ bekteki yerini geri alan Valentin Rosier haricinde Başakşehir galibiyetini getiren on biri bozmamıştı.

Buna karşın Erol Bulut ise tıpkı Galatasaray ve Trabzonspor maçlarında olduğu gibi, artık bir büyük maç taktiği olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz Ozan Tufan’ın 10 numarada yer aldığı düzeni tercih etmişti. Fenerbahçe için ilk sekiz haftanın bir numaralı pozisyon hazırlayıcısı olan Caner Erkin, son Gençlerbirliği maçında olduğu gibi yine kulübedeydi. Gökhan Gönül sağ beke geri dönmüş, son maçta idareten onun yerini doldurmaya çalışan Mauricio Lemos ise yeniden kendi pozisyonuna geçmişti.

Fenerbahce Besiktas Tactics

İki takımın da şu ana kadarki en iyi performanslarını topa sahip olduğu maçlarda gösterdikleri söylenemezdi. Bu yüzden topun arkasına geçebilen taraf kazanmaya yakın görünüyordu. Gelebilecek erken bir gol ise taraflardan birine bu anlamda büyük bir avantaj sağlayabilirdi. Nitekim öyle oldu.

Ozan’ın 10 numarada “defansif forvet” rolünü üstlendiği bir düzende Fenerbahçe için elzem olan şey topa sahip olmak değil. Sarı-lacivertlilerin sahadan istediğini alarak ayrıldıkları önceki iki büyük maçta da bu böyleydi: Galatasaray maçında %41, Trabzonspor maçında ise %47’lik bir topa sahip olma oranları vardı. Bulut’un dün akşam da başlangıç planı bundan çok farklı değil gibiydi: Ozan’ın öncülük edeceği karşı pres sayesinde Beşiktaş’ı kendi yarı sahasından çıkarmamayı ve bu tarz bir oyunda Beşiktaş’ın savunmasının merkezinin daha görünür olabilecek zaaflarından faydalanmayı amaçlamıştı.

Fakat iki şey Bulut’un planını uygulayabilmesine mâni oldu: Birincisi; Galatasaray ve Trabzonspor maçlarındaki pres oyununda Ozan’a yardımcı olan iki hücum oyuncusu Enner Valencia ve Mbwana Samatta bu defa yoklardı. Bu iki oyuncunun yerine oynayan Diego Perotti ve Papiss Cisse’nin tempoları ise yaşları gereği bu tarzda bir oyun için uygun değildi. Bu yüzden Bulut’un bu maçta Ozan’ı Jose Sosa’nın yerine sağ içte kullanıp, 10 numarada Mert Hakan Yandaş’ı değerlendirmesi ve Fenerbahçe'nin topa sahip olmaya yatkın bir yapıya bürünmesi daha iyi bir seçenek gibi duruyordu.

İkincisi ise elbette Vincent Aboubakar’ın attığı ilk goldü. Dördüncü dakikadan itibaren oyun tamamen Yalçın’ın istediği bir şekle büründü ve Bulut’un planı taca çıktı.

Vincent Aboubakar Fenerbahce Besiktas 11/29/20

İlk yarıda Fenerbahçe için işleri biraz daha çıkmaza sürükleyen bir diğer gelişme, Beşiktaş’ın farkı ikiye çıkarmasının ardından 37. dakikada Perotti’nin sakatlanmasıydı. Bulut’un Perotti’nin yerine sol kanada Caner'i alması, bir başka deyişle Novak ile birlikte iki sol beki birden oynatması, skor olarak geriye düştüğü için set oyununu olgunlaştırmak zorunda olan Fenerbahçe’nin elini daha da zorlaştırdı.

Konuk ekipte ise ilk yarının yıldızı tartışmasız Aboubakar’dı. Porto’da geçirdiği diz sakatlıklarının ardından kaybolan hızı ve patlayıcılığının yerine zaten var olan bağlantı oyunculuğunu daha da geliştiren Kamerunlu santrfor, artık eski günlerindeki gibi savunma arkası koşularıyla rakibi tehdit edemiyor belki. Ama sırtı kaleye dönükken yaptıklarıyla rakip savunmalara büyük zarar veriyor. Dün akşam attığı iki golün dışında, sürekli derine inerek, kendisini marke eden - daha doğrusu marke etmeye çalışan ama bunu neredeyse hiç yapamayan - Mauricio Lemos’u sık sık yerinden hareket ettirdi ve alanını boşaltmasını sağladı. O alanlara ise ilk golde olduğu gibi başta Cyle Larin, Rachid Ghezzal ve Bernard Mensah’ı soktu. Ardından kendisi de boşalttığı alanlara girerek, bir nevi kendi hazırladığı pozisyonları kendisi bitirdi.

Birkaç yıl önce Manchester United’ın eski sağ beki Gary Neville, Sky Sports' ta yaptığı Soccerbox programının bir bölümünde Thierry Henry’yi ağırlamıştı. Neville’in de sahada olduğu bir maçta United’a attığı bir golü görüntülü olarak anlatan Henry, “Daima rakip stoper ya da sağ bekin üzerime gelmesini isterdim. İkisi birden gelince aralarında kalırdım. Böylece beni tam yakalayacakları anda aralarından geçer giderdim” demişti. Bunu duyan Neville ise yüzünde büyük bir pişmanlık ifadesiyle, “Stoper sağ bekin, sağ bek de stoperin seni aldığını sanıyordu” demiş ve Henry de onu onaylamıştı: “Evet ve siz anlayana kadar iş işten geçmiş oluyordu”.

Dün akşam da Aboubakar’ın Gökhan Gönül ve Lemos’a yaptığı şey hemen hemen buydu: Sürekli aralarında kaldı ve onu kimin tutacağının belirsizliğinden faydalandı. Bomboş kaldığı ikinci gol öncesinde aynen bu şekilde topla buluştu.

Vincent Aboubakar Fenerbahce Besiktas 11/29/20

Yine bir duran top golüyle farkı bire indiren ve aslında hak ettiğinden çok daha iyi bir skorla devre arasına giren Fenerbahçe’de ise Bulut’un yapacağı hamleler merak ediliyordu. Buna karşın yaptığı değişiklikler, oyunun evrildiği yer açısından bir hayli uyumsuzdu. Skor olarak geride olan Fenerbahçe’nin ikinci yarıda topa daha da fazla sahip olacağı kesinken, Novak ve Caner’in bulunduğu sol kanadı değiştirmemesi ve ikinci yarının başında oyun dışında kalan Larin’in kırmızı kartından sonra bile Novak’ın yerine Ferdi Kadıoğlu’nu almak için tam 14 dakika beklemesi eleştiriye muhtaçtı.

Beşiktaş ise bir kişi eksik kaldıktan sonra da oyundaki üstünlüğünü kaybetmedi. Bu noktada galiba Süper Lig için bir gerçekliğin varlığından söz etmenin zamanı geldi: Öyle ki, bir Süper Lig maçında sahadaki iki takımdan daha reaktif olanı 10 kişi kaldığında, topa daha fazla sahip olan karşı takım için işler genellikle daha zorlaşıyor. Bu sezon bunu Beşiktaş, Konyaspor deplasmanında; Galatasaray, Kayserispor karşısında yaşamıştı. Fenerbahçe de 9 kişilik Hatayspor karşısında yaşadığının bir benzerini, dün akşam Beşiktaş karşısında yeniden deneyimledi. Siyah-beyazlılar bir kişi eksik kaldıktan sonra birbirine daha çok kenetlendi, tamamen topun arkasına geçti, hatlarını daha sıkılaştırdı ve zaten set hücumunda sorunlar yaşayan Fenerbahçe’yi daha fazla ortalara itti. Elbette bu ortalar, planlı ve akılcı kanat hücumlarının birer sonucu değil, aceleci ve rastgele bir şekilde ceza sahasına şişirilen toplardan ibaretti.

Beşiktaş’ta ise plandan en ufak bir sapma ve telaşa kapılma görülmedi. Larin oyun dışında kaldıktan sonra Mensah sol kanada geçti ve Ganalı oyuncu bu bölümde daha fazla boş alan bulabildi. Yalçın’ın ileriki maçlar için bu durum üzerine biraz düşünmesi gerekebilir. En iyi özelliği hızı ve driplingleri olan ve hem oyun görüşü hem pas kalitesi hem de topsuz oyun açısından birçok handikapı bulunan bir oyuncuyu merkezde oynatmak yerine kanatta değerlendirmek daha iyi olabilir. Üstelik sağ kanatta da takımdaki uzak ara en iyi oyun görüşüne sahip olan Ghezzal varken. Hem Cezayir Millî Takımı’ndan arkadaşı hem de kâğıt üzerinde mevkidaşı olan Sofiane Feghouli’nin Galatasaray’da sağ içe geçtikten sonra performansının bir anda yükselmesi, bu anlamda Yalçın’a ilham verebilir.

Dün akşam özelinde ise Yalçın’ın maç içindeki hamleleri son derece yerindeydi. Larin’in atılmasından sonra Mensah’ı sol kanada atıp bir oyuncu değişikliği yapmadan sorunu çözebilmesi, ardından Mensah’ın yorulduğu anlarda önce Kevin N’Koudou’yu oyuna alması, sonra Ghezzal’ın yerine de yine başka bir atletik oyuncu Fabrice N’Sakala’yı Rıdvan’ın önüne atıp, N’Koudou’yu bu defa sağ kanada göndermesi övülmeye değerdi. Bu sayede Fenerbahçe’nin takım hâlinde rakip yarı sahaya yerleştiği anlarda hem altılı bir savunma hattı kuruldu hem de Fenerbahçe’nin arkada verdiği geniş alanları değerlendirebilecek hızdaki N’Koudou ve N’Sakala’dan faydalanıldı. Nitekim rakibin fişini çeken gol de bu iki oyuncunun ortaklığıyla geldi.

Fabrice N'Sakala Fenerbahce Besiktas 11/29/20

Yalçın kariyeri boyunca büyük maçları seven ve bu maçları oynamayı bilen bir futbolcuydu. Bu alışkanlığını antrenörlüğünde de sürdürdüğü ve bir büyük maç profesörüne dönüştüğü rahatlıkla söylenebilir.

İçinde dört büyüklerle birlikte Başakşehir ve Alanyaspor’un da olduğu altı takımlı mini bir lig oluşturulsa, Beşiktaş oldukça iyi uygulayabildiği reaktif oyunu sayesinde muhtemelen bu mini ligin en büyük favorisi olurdu. Fakat neredeyse hiçbir takımın topla bir alâkasının olmadığı Süper Lig’de ise zirvede yer almanın yolu proaktif oyundan geçiyor. Dün akşamın kazananı Beşiktaş’ın bu anlamda hâlâ büyük eksiklikleri var ve karşısında derin bir savunma bulacağı ilk maçta üretim sorunları yaşamaya devam etmesi oldukça olası. Elbette aynı şeyler ve belki daha da fazlası, bir kişi eksik rakibe karşı dahi ortalar ve duran toplar dışında bir çözüm bulamayan Fenerbahçe için de söylenebilir.

Sarı-lacivertlilerin geçen sezon Galatasaray’a karşı sona eren yirmi yıllık Kadıköy saltanatı, dün akşam da diğer ezelî rakibi tarafından on beş yılın ardından yıkıldı. Beşiktaş’ın Kadıköy’deki son efsanevî galibiyetinde olduğu gibi skorun yine 4-3’e gelmesini sağlayan Welinton’a ise futbolun içindeki bu tip garip rastlantıları seven tüm romantikler teşekkür etmeli.

Son Haberler