Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, futbol takımının Avrupa kupalarına
erken vedasının camiayı ve kendilerini üzdüğünü belirtti.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, futbol takımının Avrupa kupalarına
erken vedasının camiayı ve kendilerini üzdüğünü belirtti.
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Dergisi'nin eylül sayısında yer alan yazısında,
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılı aşkın tarihi ve temsil ettiği değerler
adına, bulunduğu her yarışta her zaman zirveyi hedeflediğini kaydetti. Yıldırım,
şu ifadeleri kullandı:
''Bu inançla başladığımız sezonun
henüz başında futbolda bazı hedeflerimizden uzaklaşmış olmanın üzüntüsünü
derinden yaşıyoruz. Futbol takımımızda şanlı formamızı taşıyan her sporcumuzdan
en tabii beklentimiz ülkemizin yanı sıra Avrupa sahnesinde, özellikle de
Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden ve zirveyi zorlayan bir ekip olmasıdır. Bu
bağlamda, takımımızın Avrupa'ya erken vedası tüm camiamızı ve bizleri
üzmüştür.''
''Bu sezon ligimizi şampiyon
olarak tamamlayarak, önümüzdeki yıl Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılmanın
beklentisi ve hedefi içinde olduğumuzu belirtmek isterim'' diyen Yıldırım,
kulübün, sağladığı maddi olanakların yanı sıra prestiji nedeniyle de Şampiyonlar
Ligi'ni amaçladığını ifade ederek, ''Fenerbahçe Spor Kulübü camiası ve büyüklüğü
ile Şampiyonlar Ligi'ne yaraşmaktadır'' görüşünü aktardı.
-''DÖNÜŞÜM, DEĞİŞİM VE GELİŞİM...''-
Futbol takımının herkesin
görebileceği ölçüde büyük bir dönüşüm, değişim ve gelişim yaşadığını anlatan
Yıldırım, şöyle devam etti:
''Bu tür dönemlerde bazı
istenmeyen sonuçlarla karşılaşılması doğaldır. Önemli olan sorunların tespiti ve
en kısa zamanda çözümlenmesi ve hedeflerden ödün verilmeden yola devam
edilmesidir. Bugün sıkıntı olarak karşımıza çıkan noktaların, profesyonel
yaklaşımlarla kısa sürede çözüleceğine, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bu değişim
sürecinin neticesinde kalıcı başarılara ulaşacağına tüm kalbimle inanıyorum.
Ancak başarı bu süreçte de taraftarımızın takımımıza vereceği içten destekle
olacaktır. Taraftarımızın desteği olmadan hedeflediğimiz başarılara ulaşmamız
imkansızdır. Bu değişim sürecinde her Fenerbahçeli üzerine düşeni yapacak ve
kulübüne, takımına sahip çıkacaktır.'' -AYKUT KOCAMAN'A DESTEK-
Aziz Yıldırım, teknik direktör
Aykut Kocaman'ın takıma katkı sağlayacağına olan inancını dile getirerek, ''Bu
sezon hem sportif direktör hem de teknik sorumlumuz olarak görev yapan sayın
Aykut Kocaman'ın kulübümüze önemli katkılar sağlayacağına olan inancımı
yinelemek istiyorum'' dedi.
Başarılı spor hayatının yanı sıra
kişiliğiyle de örnek olan Kocaman'ın, Fenerbahçe'ye ait değerleri başarıyla
taşıyacağına ve bu hedefle tüm gücünü, inancını, heyecanını takıma
yönlendirdiğine inandığını ifade eden Yıldırım, ''Olumsuz her sonucun ardından,
sayın Kocaman ile aramızda sorun varmış ve sayın Kocaman ile yollarımızı
ayırmayı planlıyormuşuz gibi göstermeye çalışan spor basınına da artık bu klişe
ve içi boş haberlerden vazgeçmelerini bir kez daha önemle hatırlatmak istiyorum.
Sayın Kocaman, büyük Fenerbahçe ailesinin önemli bir üyesi, büyük bir değeridir;
kendisi kulübümüze büyük hizmetlerde bulunmaktadır ve bulunmaya da devam
edecektir'' ifadelerini kullandı.
-BASINA TEPKİ-
Aziz Yıldırım, dergideki yazısında medyaya da tepki gösterdi.
''Sahada verilen mücadeleyi,
takımımızda yaşanan büyük değişimi görmezden gelerek, yarattıkları
spekülasyonlar üzerinden gazetecilik yapanların da iletişim çağında bir dönüşüm
yaşaması zaruridir'' diyen Yıldırım, ''Teknolojik altyapının gelişmişliğine ve
iletişim çağının getirdiklerine ayak uydurmayan zihniyetin, Fenerbahçe Spor
Kulübü'nü yönlendirdiği yıllar uzun süre önce tarih olmuştur'' diye devam
etti.
Yöneticiler, teknik heyetler ve sporcuların zaman zaman hatalar yapabileceğini
kaydeden Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
''Haber verme, doğruyu duyurma misyonu gereği medyanın bu yanlışları kamuoyuyla
paylaşma ve eleştirme hakkı kuşkusuz var. Ancak karar mekanizması olma hevesiyle
art niyetli ve asılsız haberler yapanların, spor medyasına olan inancın
zedelenmesine neden olduğu da açıktır. Medya, yaşanan olaylarda kulüpler adına
kendisini karar verme mekanizması olarak görmekten vazgeçmelidir. Hataları
eleştirmek ile yönetimleri istifa ettirmeye, teknik heyetleri, sporcuları
kovdurmaya çalışmak arasında ciddi bir fark vardır. Basının bu yönde
yaklaşımları camialara karşı saygısızlıktır. En büyük dileğimiz spor medyasının
da yıkıcı değil yapıcı olabildiği günleri en kısa zamanda görebilmektir.''